Yadımda Sen Kalbimde Sen 3.Bölüm

-Kimsenin haberi yok değil mi geldiğimden Salih!?

-Yok valla Ezgi’ye bile söylemedim. Huysuz adamsın sen, söylesem burnumdan getirirsin.

-Amma yaptın sen de. Biliyorsun onca zaman sonra şimdi gereksiz muhabbetlere girmek istemiyorum.

-Nereye kadar peki Murat?

-Gittiği yere kadar be Salih’im gittiği yere kadar…

-Aşkım geç oldu, annem huysuzlanır şimdi. Kahve için çok teşekkür ederim.

-Ben bırakayım seni, yürürüz biraz?

-Keşke bir araban olsa bir tanem böyle gizli saklı olmazdı ilişkimiz.

-Aynen ama arabası olmayanlar da aşık oluyor, geziyor, buluşuyor.

-Onu mu diyorum Murat ya. Daha çok vakit geçirirdik gözlerden uzak. Soğuk havalarda, yağmurda, çamurda yürünür mü?

-Betül yine kavga geldi, geliyor bak benden söylemesi. Ya hu yağmurda ıslanmak, karda hışır hışır yürümek, üşüyünce sarılmak kadar güzel şey var mı?

-Saçını, başını, elbiselerini kurutmak kadar çile var mı?

-Hatırlar mısın ilk tanıştığımızda resmen sel basmıştı…

-Şu tarafa, yolun sonuna kadar gideceğim, ıslanmayın isterseniz buyurun?

-Yok, gelir şimdi otobüs, sağ olun.

-Bu saatte biraz seyrek geçer ve sırılsıklam olmuşsunuz öylesine geçip gitmek istemedim yanınızdan.

-Bilmem ki, şey biraz daha bekleyeceğim zaten ıslandım ama sağolun.

-Bakın şöyle yapalım, siz buyurun gelin, ıslanmayın. Otobüsü arabanın içinde birlikte bekleyelim ne dersiniz? Hem ıslanmamış olursunuz hem de ısınırsınız.

-Size de zahmet olmasın, işinizden gücünüzden etmeyeyim?

-Allah aşkına rica ederim, buyurun.

-Çok teşekkür ederim. Eve de geç kaldım ve üşüdüm gerçekten Hızır gibi yetiştiniz.

-Küçük şehir, malum kaygılarınız var ve size hak veriyorum. Ben olsam her geçen arabada keşke biri dursa diye geçirirdim içimden, ama kadın olmak zor. Dursa da sorgulamadan binemez insan sizin gibi. Korkutmadım değil mi sizi?

-Dürüst olmak gerekirse bir an gideceksiniz diye çok korktum aslında. O kadar ıslandım ve o kadar çaresiz kaldım ki. Gerçekten bir saattir geçmedi otobüs.

-Bu hatta ben de çok otobüs bekledim biliyorum. İsmim Murat, beklerken tanışmış olalım belki yine aynı durakta denk geliriz?

-Betül ben de. Kim bilir olabilir haha.

-Isındınız mı biraz? Daha da açabilirim isterseniz klimayı? Hasta olmayın aman.

-Yok, kurudum sayılır, zaten yağmur da hafifledi. Çok mahcup oldum size de, bekletiyorum öylece. Gelmeyecek sanırım bu otobüs. Ben ineyim artık, ya babam alır ya da bir taksi çağırırım.

-Durun rica ederim, sizin için de bir mahsuru yoksa bırakabilirim.

-Olur mu ki öyle? Size de daha fazla sıkıntı vermek istemem şimdi yaa.

-Lütfen, memnun olurum aksine.

-Çok teşekkür ederim Murat Bey, zahmet oldu. Şu karşıdaki ev, ikinci kat.

-Rica ederim, çok memnun oldum.

-Ben de. Murat Bey yarın size bir kahve ısmarlayayım ödeşmiş oluruz ne dersiniz?

-Çok memnun olurum. Dediğim gibi küçük şehir malum, aslında içimden geçirdim bir an fakat söylemeye cesaret edemedim. Kaç diyelim?

-Çok iyi. O zaman akşam altı gibi beni aldığınız durakta buluşalım. Güzel bir kafe var köşede oraya geçeriz.

-Anlaştık! Yarın görüşürüz o zaman.

-Görüşürüz, iyi akşamlar…

-Hatırlıyorum Murat, deli gibi yağmur yağıyordu. Annem evde yedi tüketti geç kaldım diye. Gördün mü araba olmasa tanışamazdık kabul et.

Murat bir ilişkide karşısındaki insana güven veren cümleler kurmayı iyi biliyordu. Yaş avantajı da karşısındaki insanı anlamaya yetecek kadardı. Betül’ün Murat’a anlattığı şeyler ile yaşattığı olaylar arasındaki uçurum zaman içerisinde derinleşmişti.  Duymak istediği cevapları vermişti Betül yeni tanıştıklarında. Murat’ın sigara içmesi Betül’ün kabul edebileceği bir şey olmamasına rağmen Murat’ın sigarasından kendisi de bir tane yakmıştı. Ne tuhaftır ki, Murat sigarayı bırakmak için mücadele ederken, Betül sigaraya başlamıştı.

Murat’ın hayalleri tıpatıp Betül’ün hayallerine uyuyor gibiydi. Kalabalık bir aile, sakin ve sessiz bir hayat… Geçen zamanda ne değişmişti de Betül çocuksuz bir hayat, hareketli bir yaşam ve sürekli seyahat hayallerine tutulmuştu. Elbette bunlar gerçekleştirilebilir ve gerçekleştirildiğinde keyif verebilirdi insana. Hatta zamanla düşünceler büyür ve gelişirdi ancak maddi beklentiler nasıl olurda bu mütevazi kadını kır evinden, plaza yaşantısına itmişti? Bu hep böyle miydi yoksa… Betül’ün yüz hatlarını incelerken bu sevimli yüzün içinde yarattığı heyecanı hissetti. Gözlerinin içi gülüyordu sanki. Her türlü ayrılık senaryosunu kafasında defalarca canlandırıyor ve sonra bir gülüşü ile yok oluyordu karşısındakinin.

-Seni seviyorum Betül.

-Ben de canım. Hadi sen dön bu sokaktan gören falan olmasın.

-Sarılalım mı?

-Of Murat başladın gene.

-Yarın haberleşelim olur mu?

-Görüşürüz Murat haber veririm ama söz vermiyorum sonra kızma bana.

-Ben geldim anne.

-Hoş geldin güzel kızım. Ellerini yıka da gel bir şeyler ye sofra hazır.

-Tamam anne, geliyorum ama şey… Anne akşam Eylül’ün doğum günü var, Ezgi ile gidebilir miyim?

 -Babana da soralım, sen yıka gel ellerini…

Ellerini yıkayıp sofraya oturduğunda annesi çoktan izin almıştı bile babasından.

-Çok geç kalmazsanız sorun olmaz, zaten Ezgi de yanında olacak.

-Baba hep ders hep ders bunaldım. Zaten yapacak bir şey yok şehirde.

-Çocuk haklı Mürsel. Tatile de gidemedik bu yaz. Biraz kafasını dağıtmış olur.

-Öyle tabii. Gezsinler bakalım her şey zamanında güzel.

-Baba bu akşam Ezgi’de kalabilir miyim?

-Ohoo kafa dağıtın dedik, evi dağıttın Betülcüm. Sevmiyorum ben öyle arkadaşta kalma işlerini biliyorsun.

-Söz baba sınavlara kadar ders çalışmış oluruz hem. İki sokak var baba ya çocuk ettin sen de beni ama.

-Hayır desem sanki dinleyeceksiniz beni. Annenle bir olur yine girersiniz kanıma. Peki peki…

-Canım babam çok seviyorum seni!

İnsanların üç kişiliği olurmuş. Birincisi uzak çevresine karşı sergilediği tutumları, ikincisi ailesi ve yakın çevresine gösterdiği davranışları, üçüncüsü ise herkesten saklayıp dışa vurmadığı esas kimliği.

-Çok değişmiş Salih her yer. En çok havaalanına şaşırdım.

-İşte geldik. Bekleyeyim mi seni burada?

-Gel istersen birlikte öğle namazını kılalım. Sonra bir beş dakika görür gelirim.

Eylül heyecanla gelen konukları selamlıyor, samimiyetini gösterdiği kişileri ise sevgi dolu kucaklıyordu. Ezgi ve Betül de bu samimiyetten payını aldı. Kahkahalar ve sevinç çığlıkları her geçen dakika daha da artıyordu. Oğuz Ezgi’nin yokluğunu fırsat bilerek Betül’ün yanına geldi.

-Selam naber Betül?

-İyidir senden naber?

-Bildiğin gibi ne olsun. bir kaç saat oldu ama çok özledim seni…

-Ben de…

-Aşkım, akşam Betül ile Ezgi’yi biz bırakacağız eve. Hadi Betül dansa bu gece benim gecem!!!

Oğuz’un, Betül’e attığı kaçamak bakışı görmedi Eylül. Gece boyu eğlendiler, dans ettiler. Ezgi olan bitenden haberdar ve bu durumdan şikayetçi bir şekilde Betül’ü tuvaletin orada ayak üstü azarladı.

-Saçmalıyorsun şu an Betül!

-Ne yapayım Ezgi seviyorum bu çocuğu.

-Ya Murat? Peki ya Eylül?

-Ezgi, annem gibi başladın sen de. Gece gece kaçırma keyfimi lütfen.

-Betül kızın gözü önünde yediniz birbirinizi yaa. Bari bu gece biraz sakinleş. İçme artık tamam bak annemler anlarsa…

-Tamam aşko yaa! Söz bu bitsin başka yok.

-Oğuz yol boyunca dikiz aynasından Betül’ü izledi. Eylül’ün yanağından makas alırken, Ezgi’nin tiksintiyle baktığını göremedi. Sitenin önünde durduklarında gece yarısını çoktan geçmişti saat. Annesi balkondan Ezgi ve Betül’ü izliyordu. Betül ayakta kendi başına durmak için ayık olduğundan çok daha fazla çaba harcıyor, yorulmuş izlenimi vermeye çalışıyordu kendisine. Kızlar birbirlerine sarılarak veda etmiş, Oğuz uzaktan selam vermekle yetinmişti. Eve girdiklerinde Ezgi’nin annesi Melahat Hanım alkolün kokusunu almış, nasihatlarını yarına saklamayı yeğlemişti. Telefonda Murat’tan gelen mesajlar ve aramalara geri dönmeyen Betül, Ezgi’nin tüm uyarılana aldırış etmeden uykunun derin kollarına bıraktı kendini. Tekrar çaldı telefon. Arayan Murat’tı.

-Alo Betül? Aşkım?

-Selam Murat, ben Ezgi. Naber?

-İyiyim Ezgi, sen de ne var yok?

-İyi ben de. Betül uyuyor, ben de cevapsızları görünce açayım dedim belki merak etmişsindir.

-Teşekkür ederim ne yalan söyleyeyim ettim valla. Neredesiniz, neler yaptınız?

-Betül söylemiştir akşam Eylül’ün doğum günü vardı biraz eğlenelim dedik. Şimdi geldik. Yarın söylerim Betül arar seni olur mu?

-Hmm. Anladım tamam o zaman, teşekkürler tekrar. Yarın ararım, olmazsa mesaj atsın Betül sonra şey yaparız zaten.

-Tamam Murat, iyi geceler.

-İyi geceler.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s