Aşkın Elif Hali

-Abi neyin var?

-Neyim mi var? Hahaha, neyim yok ki?!

Her şeye rağmen gülebilmesi daha doğrusu gülmeye çalışması inanılmazdı. Odaya girdiğimde içtiği kahve gibi kapkaraydı içi ama belli etmiyordu.

“Biraz gözlerimi dinlendireyim, yoruldum sabahtan beri” dedi. “Sen de kendine bir kahve yap, süt yok ama haberin olsun.”

-İçemiyorum öyle abi çok acı oluyor.

-İçme tabi, Recep Ağabeyin gibi kararmasın senin de için.

Tebessüm ederek kapattı gözlerini. Sağ omuzunun üstüne, yüzü duvara doğru uzandı.

Erdem Ergün çalıyordu bilgisayarında. Gözlerim doldu biraz, içimi ezen şeyler kafamdan geçti bir an.

Saygısız biri değilim ancak insanlara da öylesine saygı göstermem. Saygı öyle alelade bir şey değil benim gözümde. Senede bir kaç gün çalıştığım bu adam işleri ve işleyişi tane tane anlatır, işin sırrını verircesine ilgilenirdi herkesle. Pek çok yerde çalıştığım için rahatlıkla şunu söyleyebilirim, çok karaktersiz insanlar gördüm hepsi de kendini dev aynasında görür fakat toplasan bütün hayatları beş kuruş etmezdi. Recep ağabey farklıydı onlardan. İşi öylesine anlaşılır anlatırdı ki, beş yaşındaki çocuğa elli yaşındaki adamın yapacağı işi öğretirdi tek seferde.

“Neye üzüldüğünü tahmin ediyorum ama sormaya da çekiniyorum Recep Efendi” dedim.

“Üzülecek çok şey var şu hayatta ama en acısı ne biliyor musun?”

Ben devam edecek diye girmedim araya ama o da sustu, derin bir iç çekti ve gözlerini bile açmadan devam etti. Yüzümü kapıya doğru döndüm ağladığımı görmesin istedim. Şarkı sözleri iyice havaya sokmuştu beni de. “Alma, alma ahımı, yalanım yok, yok günahım yok!”

Hangimizin hikâyesi daha hüzünlü bilmiyorum ama bu onun hikâyesi:

Askere henüz gitmeden aynı iş yerinde çalışmış olmanın verdiği samimiyet ve cesaretle ilk kahvelerini içiyorlar, zamanla arkadaşlıkları ilerliyor ve haliyle birbirlerine duydukları ilgi aşka dönüşüyor. Dört senede birbirlerine iyice bağlanıyorlar. Recep üniversite okuma ihtiyacı duymuyor, teknik lise mezunu olduğu için hemen iş buluyor ve hayata atılıyor. Elif çalışırken daha iyi iş bulma ümidiyle bir yandan da üniversiteye devam ediyor. Aralarındaki ilk tartışma da bu yüzden çıkıyor. Elif’in beklentileri yükselmiş, hayata bakış açısı değişmiş ve yeni dostluklar ve arkadaşlar edinmiştir. Haliyle Recep’e ayırdığı zaman azalmış, işten de ayrılmıştır. Staja başladığı belediyede işe girme yolunda büyük gayretler sarf etmektedir. Recep düzenini olduğu gibi korumuş, birikimleri arttırmaya çalışmaktadır. Hayattan beklediği şeyler daha çok manevi kazanımlardır aslında. Evliliğe kendini hazırlarken aradan askerliği çıkarma planları yapmaktadır. İş yerinde gelebileceği en üst seviyeye ulaşmış, maaşı da haliyle şu dünya düzeninde kanaat gösterip şükür edebileceği bir yere yükselmiştir. Bu gelgitler arasında Elif’e onu daha az görmenin vermiş olduğu özlemi dile getirince küçük bir tartışma birden hararetli bir kavgaya dönüşmüş ve ayrılığın ilk emareleri kendini göstermiştir. Gel zaman git zaman ikisinin arasında mesafeler daha da artmış, Elif artık görüşmemelerinin daha uygun olacağını söyleyerek Recep’ten ayrılmıştır.

İşin ilginç tarafı ise Elif ile Recep 25 yıldır aynı mahallede, sırt sırta inşa edilmiş evlerde oturmaktadır. Elif ile Recep’in arasında 2 yaş olmasına rağmen okulları birbiri ile aynı, anneleri birbiri ile arkadaştır. Birlikte geçirdikleri dört sene boyunca bu durumdan bihaber yaşamışlardır. Hayat öylesine örüyor ki ağlarını işte bu hikayenin de anlatılması için bir sebep sunuyor bizlere de. Birliktelikleri nişan ya da evlilik gibi bir viraja girmediği için bunu fark edememişler onca zamandır.

Recep’in ilk aşkı Elif, yaşadığı ilk büyük hüznü olmuş ve onu derinden yaralamıştır. Hemen askere giderek bu kaostan kaçmak isteyen Recep’in bu aceleci tavrı maalesef onu işinden edecek, askerlik de kendisine ikinci darbeyi vuracaktır. Acemi birliğinde yaptığı ters bir hareket yüzünden 2 yıl boyunca adeta yatağa mahkum olacak, apar topar ameliyata alınacaktır.

8 ay yaptığı askerliği boyunca askeri hastanede 3 ayrı ameliyat geçirmiş, bunu da üzülmesinler diye ailesinden saklamıştır. Artık askerlik hizmetini yapamayacağını belirten tabibin görüşü ile terhis edilmiş, eve döndüğünde 2 ameliyat daha geçirerek toplam 14 ayını daha yatarak geçirmek zorunda kalmıştır.

Bunca derdin tasanın arasında, ülkedeki işsizliğe mi yansın, sağlına mı üzülsün yoksa yalnızlığına mı ağlasın siz düşünün. Derken annesi bir gün, öve öve bitiremediği bir kızı kendisine isteyelim diye tutturmuş. Recep’in acısı daha dün gibi taze olduğu için kabul etmemiş. Önce iş bulması gerektiğini, düzenini kurduktan sonra düşüneceğini söyleyerek geçiştirmiş konuyu. Annesi üzülürmüş, kızarmış ama çok da üstüne gitmemeye karar vererek içine atarmış çünkü dile kolay yaşananların ağırlığını çeken bilir.

Günler böyle geçip giderken Recep kendine iyi kötü iş aramaya koyuluyor, oraya soruyor buraya başvuruyor ama pek de istediği gibi gitmiyor işler maalesef. Geçen onca zamanda iyiliğimizi isteyen ailelerimizin yapacağı gibi onun da anne ve babasının malum sabırları taşıyor. Tembellik ettiğini düşündükleri için ha bire yıllar öncesinden örnekler verir nasihat etmek isterler ama bilmezler ki devir başka, devran başkadır artık. Recep’in de canı sıkılır, sabrı azalır derken zoraki bir iş bulur. Bu arada o da uğraş olsun diye kendi alanında üniversite eğitimine devam eder.

Yine günlerden bir gün annesi o çok methettiği kızı söyler ama Recep’in aklı Elif’te kalmıştır bir kere, unutamaz. Hatta bir kaç kere aramış ama karşılık alamamıştır Elif’ten. Duyduğuna göre Elif’in evlenme hazırlıkları yaptığı ya da en azından evlenmek niyetiyle görüştüğü birisi vardır hayatında. İyice yıkılır ve iyice içine kapanır Recep. Hayatın bir imtihan olduğunu bilir ve sabretmesi gerektiğine inanır, sustukça içine atar, içine attıkça daha da suskunlaşır. Annesi her zaman olduğu gibi yine o bahsettiği kızın konusunu açınca, Recep de tamam der. Önce bir haber uçurulur ve karşı tarafın da niyeti olduğu öğrenilince davet gelir ve kız isteme faslına geçilir. Görücü usulü evliliklerde kıza oğlanın resmi gösterilir, oğlana da kızın. Oğlanın işi ve tahsili, kızın da görgü ve ahlakı övülürken itiraz eden olmazsa iş nihayetlendirilir. İşte bizimkiler de aynen böyle ellerinde çiçek ve çikolata varmışlar kız evine…

Devamı var.

I. Bölüm Sonu

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s